Şu sıralar düşünmek ve kendimi dinlemek için oldukça fazla vakit buluyorum. Kimi zaman Mevlana’nın yaklaşan ölümünü bir düğün gecesine benzettiği geliyor hatırıma. Dudaklarımda acıyla yoğrulmuş bir tebessüm beliriveriyor. Ölüm ve düğünün bir ahenk içinde yan yana bulunabilmesinin sıradan bir yaşama muvaffak olanlar için ne denli tuhaf olduğunun farkındayım. Ancak ölümü kurtuluş olarak görenlerin benimseyebileceği türden tuhaflıklardan…Öyle ya da böylekendi “Şeb-i Arûs’um” geliyor işte! Mevlâna’n ...